Jaya's Voyage

18 June 2015
18 June 2015
04 June 2015
04 June 2015
04 June 2015
04 June 2015
28 December 2012
28 December 2012
20 November 2012
20 November 2012
20 November 2012
20 November 2012
20 November 2012
20 November 2012
20 November 2012
20 November 2012
20 November 2012
20 November 2012
20 November 2012
20 November 2012

03 December 2011
6 November 2011

Saïdia, Morocco

Winter is coming. It is not only evident in the cooler air temperature but also in the shorter hours of daylight. After we spent four days in Melilla harbour (on one of which we had to take shelter in the marina as the onshore wind made the anchorage uncomfortable and unsafe when combined with the ever-existing harbour swell – it was the cheapest marina we’ve been to so far, by the way), we set sail on the morning of 1st of November to reach the next Moroccon fishing harbour, Ras El Ma, which was only 30 miles away. The wind was from a good direction but there wasn’t much of it. We sailed slowly with the spinnaker up under a blue sky on a flat sea. There wasn’t much traffic around. A slow but peaceful sailing. When the wind turned to the northeast in the afternoon, we put up the main and head sails, but it was dying down slowly. We were only a bit more than halfway although we were sailing for 5-6 hours, and with a speed like that, it would take forever to reach the harbour. We tried to carry on sailing but, eventually, the wind stopped totally. We started to motor and began to move on the flat sea that was looking like a silver mirror as it was getting misty. The sun was getting lower in the sky behind us and soon it sank below the layers of mist on the horizon. We had yet another hour to motor and it was obvious that we would lose the race against the quickly approaching night (which would make it difficult to enter in the badly-lit harbour). It was totally dark when we were close to it and we managed to be there when all the fishing boats were coming out. After the last one was out, we went in and found a space to tie up. But soon we found out when the officials appeared that yachts were being redirected to the nearby Marina Saïdia and we could stay in Ras El Ma fishing harbour only after getting cleared in the marina. However, some begging worked and they let us stay there for the night. What a busy harbour it was! The space left empty by the fishing boats was soon filled by people angling all night long accompanied by loud music from radio and whining harbour dogs. With the daylight fishing boats started to come back one by one with heavy catches and then a brisk trade started with people bartering loudly and fish getting loaded on trucks. Soon we left the harbour and with a little wind on the nose we motored for one hour to Marina Saïdia.

This is a well-protected huge marina built very recently and surrounded by vast areas of brand new hotels, golf courses and summer houses which are totally empty. Maybe because it’s off-season, but it seems most of them have not been bought or settled in yet. It’s called Medina Saïdia, the Saidia City, a shiny new, luxury town with no residents. Marina itself is well-equipped with restaurants, shops, boutiques, banks and supermarkets, but it’s mostly empty, too. The harbour charge is the same as that in Melilla marina and the personnel are very helpful. One of them drove us to the real town of Saïdia to help us buy and carry a gas bottle (and attempted to pay for it from his own pocket!). Good guys... The real town of Saïdia, situated right next to the Algerian border, is a nice little town with good people and a nice little souk where you can find everything. As it is quite far away from the marina, we hitched to get there. The great Moroccon people like helping people, and the first car we raised the thumb at stopped every time.

This is the fifth day here. We have been waiting for 3 days for the westerly gales to slow down. The direction is good but the windspeed is too much. We tried it already – no good. It’s predicted to be less tomorrow and we’ll use it to cover the half of Algerian coast – hopefully. The good news is that we have met here somebody who has been to Algeria, and he says it’s not much different there than in Morocco in terms of formalities. The pilot book says that if you go to Algeria without a visa, you will possibly be confined to the harbour. This is acceptable to us, but if the winds of change through the North Africa have already influenced and relaxed Algeria, that is much better. We will see. We are excited – that is gonna be an adventure.
__________________________________________________________________
__________________________________________________________________

Saïdia, Fas

Kış geliyor artık. Hava hem serinledi, hem de erkenden kararıyor. Melilla’nın limanında dört gün geçirdikten sonra (sondan bir önceki gün marinaya sığınmak zorunda kaldık, çünkü açıktan karaya doğru esen rüzgâr limanın hiç dinmeyen ölü dalgalarıyla birleşip demirleme yerimizi rahatsız ve tehlikeli hale getirdi – şimdiye kadar kaldığımız en ucuz marinaydı bu arada), 1 Kasım sabahında Fas kıyılarındaki bir sonraki balıkçı limanı olan 30 mil kadar ötedeki Ras El Ma’ya gitmek üzere yola çıktık. Rüzgâr iyi bir yöndendi ama hafifti. Balon yelkenle masmavi gökyüzü altında yavaş ve sakin bir seyre başladık – deniz dalgasızdı ve etrafta pek trafik de yoktu. Rüzgâr öğleden sonra kuzeydoğuya dönünce ana ve ön yelkenleri açtık, ama rüzgâr giderek azalıyordu. 5-6 saattir seyretmemize rağmen yolun yarısını ancak geçmiştik ve bu hızla devam edersek limana varmak kim bilir daha ne kadar sürecekti. Yelkenle seyre devam etmeye çalıştıysak da rüzgâr sonunda tamamen dindi. Motoru çalıştırıp, hafiften puslanan gökyüzü altında gümüş bir aynaya dönen denizde yol almaya başladık. Arkamızda giderek alçalan güneş çok geçmeden ufuktaki pus katmanlarının içine gömülüp battı. Önümüzde daha bir saatlik yol vardı ve hızla yaklaşan geceye karşı yarışı kaybedeceğimiz ortadaydı. Işıklandırması pek iyi olmayan limana gündüz vakti varmak istemiştik ama karanlığın bu kadar erken çöktüğünün farkına varamamıştık demir yerindeyken. Limana yaklaştığımızda ortalık tamamen kararmıştı ve tam da balıkçı tekneleri limandan çıkarken oraya varmıştık. Son tekne de çıktıktan sonra limana girdik ve bir yer bulup bağlandık. Ama görevliler geldiğinde orada kalamayacağımızı, yakındaki Marina Saïdia’ya gidip giriş işlemlerini yaptıktan sonra istersek geri gelip kalabileceğimizi öğrendik. Neyse ki yalvarıp yakarmak (ve Türkiyeli olmak) işe yaradı ve o gece Ras El Ma limanında kalmamıza izin verildi. Ne kadar da işlek bir limandı! Limandan çıkan balıkçı teknelerinin boşalttığı yeri çok geçmeden insanlar doldurdu ve bütün gece boyunca radyodan bazen oynak, bazen hüzünlü (ama hep yüksek sesli) şarkılar ve birbirleriyle oynaşan liman köpeklerinin ulumaları eşliğinde balık tuttular. Hava aydınlanırken balıkçı tekneleri birer birer limana döndü ve bağıra çağıra yapılan pazarlıklardan sonra balıklar kamyonlara yüklendi. Biz de nazlı motorumuzu zor bela çalıştırıp limandan ayrıldık ve karşıdan esen hafif rüzgâra karşı motorla bir saatlik seyirden sonra Marina Saïdia’ya ulaştık.

Burası çok yakın bir tarihte tamamlanmış korunaklı, büyük bir marina. Uçsuz bucaksız gibi görünen alanlara kurulmuş ve hepsi de bomboş olan yepyeni dev oteller, golf sahaları ve yazlık sitelerle çevrili. Belki sezon dışı olduğundan boşlar, ama özellikle de yazlıkların çoğu henüz satın alınmamış, içine yerleşilmemiş gibi görünüyor. İçinde kimsenin yaşamadığı yepyeni ve lüks Medina Saïdia, yani Saïdia City. Marina da birçok restoran, butik, mağaza, süpermarket ve banka ile tam donanımlı ama o da büyük ölçüde boş. Ücreti Melilla’daki marinayla aynı, personel elinden gelen yardımı esirgemiyor. Mutfak tüpümüz bitmek üzereydi, gidip sorduk nereden alabiliriz diye. Genç arkadaş bizi arabasıyla gerçek Saïdia kasabasına götürüp geri getirdi. Üstüne üstlük br de tüpün parasını kendi cebinden ödemeye kalktı! Ne iyi insanlar... Gerçek Saïdia kasabası ise Cezayir sınırının hemen dibinde, sevimli bir yer, insanları güleryüzlü, hoşgeldiniz diyorlar. Çarşısında aradığımız her şeyi bulduk. Kasaba marinadan epey uzakta olduğu için otostop denedik. Faslılar yardım etmeyi seviyor, elimizi kaldırdığımız ilk araba durdu her seferinde. Ah bir de Fransızca bilseydik...

Bugün buradaki beşinci günümüz. 3 gündür batıdan esen şiddetli fırtınanın yavaşlamasını bekliyoruz. Rüzgârın yönü iyi ama hızı çok fazla. Denedik, biliyoruz, pek hayrımıza değil. Yarın hızının azalması bekleniyor. Biz de fırsatı değerlendirip Cezayir kıyılarının yarısını katetmeyi istiyoruz. Burada yakınlarda Cezayir’e gitmiş olan biriyle tanıştık, formalite bakımından Fas’tan pek farklı değil diyor. Seyir rehberinde ‘Cezayir’e vizesiz giderseniz muhtemelen limandan ayrılmanıza izin verilmeyecektir,’ deniyor. Bu bizim için yeterli, ne de olsa asıl ihtiyaç seyre mola vermek yorulduğumuzda. Ama Kuzey Afrika’da esen değişim rüzgârları Cezayir’i de etkileyip gevşettiyse bir miktar... Ah keşke... Göreceğiz. Heyecanlıyız, macera olacak Cezayir.

Comments
Vessel Name: Jaya
Vessel Make/Model: Wharram Tangaroa
Gallery Error: Unknown Album [1:]:16402
Jaya's Photos -